20 Şubat 2022 Pazar

Siyah

 

Kirpiklerim ağrıyor sinsice. Sinsice çünkü çaresiz benliğimin farkındalığına varmasını istemiyor kalbim, beynimin. Ağlamaktan demeyi çok isterdim biliyor musun? Hayır, ağlayamamaktan. Şerefe kalkan bardakların tıngırtısından; acısı Tanrı' ya çıkmış bir annenin feryadına kadar uğulduyor beynim çünkü. Çoktandır kendimi teslim edişim, gözlerimi kapayıp uykuyu bekleyişim, pes edişim! Ki "pes etmek adamlıktan değildir" diye; mahalle ortasında elinde tesbih belinde emanet racon kesen abiler kadar netti benim serzenişim evvelinde. Ama olmuyor. Biliyor musun? Ölemiyorum! Sinsice bekliyor ölüm ve çıkmıyor karşıma meydan okurcasına. Ve biliyor musun? İşte tam da bu yüzden ağlayamıyorum. "Ölemeyen" neden ağlasın ki canım! İnsanlardan çok korkuyorum Siyah. Her bireri sanki tanrının bana bir oyunuymuş gibi beni öldürmek istiyor inan bana. Hepsini teker teker öldürürsem kazanacağım biliyorum. Ağlamamam lazım. Ölmemem lazım.


Kalemim defterimin üzerinde akarken bir anda durduğunda, kirpiklerim artık son demini kaybedip bıraktığında acısını acımasızca, tek bir damla düştüğünde buğulu sözlerime. Ve ruhumun ipleri kopup süzüldüğunde bir tül gibi bedenimden. Teslim edeceğim kendimi sana zorla. Ki ben Siyah biliyorsun; teslim olmanın en derin diplerinden sıyrılıp özgürlüğüme kavuşmuş ve "bir daha asla" yeminleri ederek özgürlüğün vücut bulmuş haliyim. Yeminler olsun sana ki kendimi sana hiçbir zaman vermeyeceğim dostum üzgünüm. Her zaman dimdik güleceğim gözyaşlarımı ruhumun ateşiyle söndürerek ve asla ölmeyeceğim. Öldüreceğim!


Derdim ya sana hep "Yoruldum" diye. Ben artık ölmek üzereyim be Siyah. Ve artık ağlamak istiyorum çocuklar kadar sonsuz. Dökmek istiyorum içimin bütün ateşini gözlerimin suyuyla! Ölmek üzere olan bu ruh, çocuk olmak istiyor tekrar anlasana be Siyah.


Kirpiklerim ağrıyor sinsice. -Siyah

Geldi Geçti/Deldi Geçti

 Bir şeyler söylemek için oldukça geç, biliyorum. Saatten bahsetmiyorum. Sadece özlüyorum. Seni de değil yalnız. Her şeyi, her kes'i. Ve bu özlem önüme bakıp da daha sonra yine bu şekilde özleyeceğim günlerimi yaşamama engel oluyor. Zaman su gibi değil göz yaşı gibi akıyor. Ağlamak istediğinde, sanki pınarları kurumuşcasına ve tutmaya çalıştığında bambaşka bir an içinde bütün yangınlarını, bardaktan boşanırcasına. Geçsin dediğinde geçmiyor, hiç bitmesin dediğin an bitiyor. Zaman. Su gibi değil, göz yaşı gibi akıyor. Ne de çabuk geçti demiştim bir kaç haftayı kastederek yıllar önce birisine. Ömür geçiyor demişti. Bu ne ki? Ömür geçiyor ve ben an be an ölüme yaklaştıkça sadrıma vura vura haykırmam gerekecek, dönüp baktığımda hasretle değil vuslatla anmam gerekecek, bir Cem Karaca hitabıyla "Ömrüm" demem gerekecek zamanlarımı; yine özlem yüzünden yaşayamıyorum. Ömür geçiyor, ömrüm geçiyor. Hem, hem ben ne yapacağım ki? "İçimdeki çocuğu öldürdün" diyen ve hatta bunu söyleyeli yıllar olan bir adama hala o çocuğun hiç doğmadığını anlatamamışken bile, ben ne yapacağım ki? Ve biliyor musun? Henüz ağarmadı bile saçlarım. Şakaklarıma karlar yağmadı ve kırışmadı pejmürde yüzüm. Peki ruhum, ruhum neden böylesine yaşlı ha? Neden hiç doğrulmayacakmış gibi belim ve neden hala tutsağım, özgürlük yeminleri etmeme rağmen? Boğuluyorum. Hayır boğulmaktan korkmuyorum. İleride boğuluyor olduğum bu günlere de özlem duymaktan korkuyorum. Doğduğumdan bu yana boyum uzuyorsa; başım inadına gömülüyor daha derinlere. Nerede bu bataklığın sonu? Nefes alamadığımı dert ettiğim günlerime baktıkça nefes almanın ne olduğunu bile yavaşça unuttuğum bu günleri de özleyecek miyim yoksa? Zaman akıyor. Su gibi değil, göz yaşı gibi.

Seni Kaybettim - Cem Adrian

 Saat yine bi' hayli geç. Köpekler havlıyor can havliyle, sanki daha önce hiç havlamamışlar gibi. Polisler geçiyor.


-Adın ne senin?

-Yemliha, efendim.

-Saat geç oldu, evine git Yemliha.


Polisler bana bakıyor. Ama köpekler kime havlıyor emin değilim.


Kendi sesimi bile tanıyamıyorum artık. Aynaya baktığımda kendimi görmeyi çoktan unuttum. Ben mi getirdim kendimi bu hale, yoksa en başından beri eseri bu muydu tanrının? Hiç kimseyi tanımamayı kabul ettim hayatımda. Peki ben de mi yabancı olacaktım öylesine kendime? Tek yapabildiğim; konuşmak, anlatmak derdimi deryalara, şarkı söylemek, inadına. Artık benim bile yabancı olduğum bu ses mi anlatacak beni, yabancılara? Bu ses mi haykıracak içimdeki bütün ateşi? Kırılmış gibiyim. Bin parçaya ayrılmış da hepsinde yeniden kırılmış gibiyim. Her bir zerresi ayrı ayrı mı benim, bütünü mü bu tuz buz olmuş enkazın?


Köpekler havlıyor can havliyle, sanki daha önce hiç havlamamışlar gibi. Polisler geçiyor. Saat bi' hayli geç. Polisler de söylüyor.


Saat geç oldu Yemliha, evine dön artık.

Geceler - Kayahan

 Geceler...

Katran karası geceler.


Her şey rengârenkti. Bütün dünya. Hatta ben "pembe" idim biliyor musun? Pek tabii biliyorsun. Sonra geceler geldi. Katran karası geceler. Bütün umutları, bekleyişleri, yakarışları, ışıl ışıl o gözlerimi; boyadı geçti bütün karanlığıyla, öc alırcasına renklerden.


Belki ayakta durabilirdim. Belki ispat edebilirdim haklılığımı. Bütün dünyaya rest çekip ben pembeyim diyebilirdim, inadına. Ama mutlu olmayı hiç istemedim. Hiçbirimiz istemedik. Karalar bağlayıp acıklı şarkılar dinlemek hoşumuza gidiyordu. Dertlerimizle nefessiz kalmak, dertlerimizde boğulmak.


Sonuçta hepimiz bir parça nasibimizi aldık bu siyahlıktan. Belki hala kalbimin derinlerinde bir yerlerde; boyanmamış, umutla bekleyen bir yerler vardır. Yağmuru bekleyen. Gökkuşağını bekleyen. Rengârenk günlerini özleyen.


Geceler...

Olmaz olası geceler.


Haydi gel. Yak ışığı. Söndür şu karanlığımı!

Beyaz Bir Ölüm - Eşref Ziya Terzi

 Uzun zaman oldu; konuşmayalı, ağlamayalı.

-Neden ağlayasın ki canım, bak hayat ne güzel, hem sen mükemmel değil misin?

Öyleyim, kusursuzum ben.

Kimse benim kadar mutlu olamaz ve kimse benim kadar güzel bakamaz bu hayata.

Aksini iddia edeni yakarım.

Yakmakla kalmaz, küllerini denize atarım.

Benim intihar notum da sahtedir, akıttığım göz yaşlarım da.

Bir gün, bir gün bir nebze dahi olsa üzgün görürseniz beni, kanmayın sakın palavradır.

İnanmayın sakın ki beni de inandırmayın üzgün olduğuma.

Unutturmayın mükemmelliyetimi.

Gözlerimin içine bakıp keşke ben de senin gibi olabilseydim deyin bana.

Övün beni.

Güçlü hissettirin bana gerekirse kendi gücünüzü aşağılayarak.

Ve bunları iyi hissedeyim diye de değil.

Zaten öyle olduğu için yapın.

Ben mükemmelim.

Ölmeyeceğim.

Olur da ölürsem bile, ölümüm dahi mükemmel olacak.

Kabrim mükemmel olacak.

Mezar taşımda mükemmel yazacak.

Görenler imrenecek ve dua edecek tanrılarına.

Rabbim bize de böyle bir kabir nasip et diye.

Uzun zaman oldu.

Ama ağzımı açasım hiç yok.

Cacık - Barış Manço

 Sözüm meclisten dışarı dostlar,

Bu aralar kendimi,

Hıyar gibi hissediyorum.


Derdim öylesine büyük ki dostlar. Şarkılar söylüyorum güzel olmayan. Güzelse bile bozuyorum. Çirkinliğimle yıkıyorum. Hicaz'dan çalıyorum "Caddelerde Rüzgâr" ı. Mutsuz değilim esasında. Aklımda sadece aşk var. Mutsuzluğa, efkara, mazlum edebiyatı yapmaya aşığım. Yağmura, kaldırımlara, caddelerde rüzgâra aşığım. 


Annemin dırdırlarını dinliyor, babamın bakışlarında eziliyorum. Hiçbirini umursamıyorum, sadece umursar gibi yapmayı iyi beceriyorum. Islık çalıyor, köpekleri kovalıyorum. Köpekler beni kovalıyor. Sigara içiyorum odunlukta her seferinde acaba küller tutuşur da ev yanar mı korkusuyla. Kedileri seviyorum. Kediler beni sevmiyor. Hayaller kuruyor, şarkılar söylüyorum güzel olmayan. Hicaz'dan çalıyorum "Caddelerde Rüzgâr" ı.


Övünmek gibi olmasın ama dostlar,

Bu günlerde kendimi,

Hıyar gibi hissediyorum.


Dedim ya, aklımda aşk var.

12 Şubat 2022 Cumartesi

Adagio in G minor - Tomaso Albinoni

 Tanrıtanımaz değilim. Eğer öyle düşünüyorsa, tanrı beni hiç tanımamış diyebilirim. Çünkü ya ben tanrının çocuğu değilim, ya da o evlatlarını ayıran çok kötü bir baba. Onu bulmaya o kadar gayret ettim ki. Günlerce dua ettim. Her dinde, her dilde. Destanlar yazdım uğruna, kurbanlar kestim. Bir merhaba bile demedi bana. Sonra şeytanın askeri olmaya karar verdim. Kötülük yaptım nedensizce. Yıllarca. Ama ondan da bir işaret alamadım yıllarca. Reddedemiyordum. Bu aşkın bir kaynağı, bu nefretin bir sorumlusu olmalıydı. Tanrıtanımaz değilim. Şimdilerde fark ediyorum ki tanrı benim. Beni ben yarattım. Şeytan da benim. Kötülüğü içime ben koydum.


Eski bir alışkanlık üzerine "durduk yere adamın amına koyan şiirler" e baktım ekşi sözlükte. 8. sayfada gözlerim o aşina sözlere takıldı:

"Sevgilim, yetimim benim. Nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata. Öldüğünden haberi yok fotoğraflarının."


İyi değilim ve gitgide kötüleşiyorum. Artık bunun edebiyatını yapmaktan bile nefret ediyorum. Ölmekten korkuyorum, korktukça ölüme yaklaşıyorum. Unutulmaktan daha çok korkuyorum. Unutulmamak için şaklabanlık yaptıkça daha çok gözden düşüyorum. Bilmiyorum. Yoruldum.

7 Şubat 2022 Pazartesi

Öylesine

Öylesine bir adamım ben

Öylesine severim

Öylesine severim

Nice nicelerini hiçe sayıp

Ayaklar altına alacak kadar 

Kibirli olan ben

İşte öylesine sıradan olduğumu

İtiraf edecek kadar da dürüstüm aniden

Bana bakarsın

Zannedersin ki içerimde ne sırlar var

Bilmezsin, öylesine cilveli bakan gözlerim

Aslında öylesine donuktur işte

Bana dokunursun

Sanırsın ki soğuk tenim

Aşka küsmüş bir ruhbancasına

Bilmezsin, cayır cayır yanar yüreğim

Yine öylesine senin aşkına

Bana sarılırsın

Yoklarsın kapısını kalbimin

Kilitlidir öylesine ne sana ne bir başkasına

Fakat kaldırırsan perdeyi

Görürsün ki açık

Ta sonuna kadar ardına

Öylesine bir adamım ben

Severim seni

Öylesine

Öylesine

6 Şubat 2022 Pazar

Bir Bakir Bir Bakireye

Bir bakir bir bakireye gel beraber bekaretimizi bozalım demiş

Günah keçilerinden kurbanlar keselim günah gecelerine

Tanrı bile batıramasın rakı şişelerimizin içindeki gemiyi 

Yunus bile kurtaramasın, o gemiden atılan peygamberi 


Bin kere lanet edelim elbet bitecek olan geceye 

Biz şarkı söylerken çıkan her gürültüye

Soyları kurusun bizden nefret edenlerin

Tekerine taş değsin bize garezlenenin 


Biz doyasıya sevişirken

Şehirlere bombalar yağsın, Afrika'da çocuklar ölsün

Karaköy'den vapur kalksın, Sezen Aksu şarkı yapsın

İnsanlar gülsün; trende, vapurda, otobüste

İnsanlar yalan söylesin, her an her saatte


Bir bakir bir bakireye gel beraber bekaretimizi bozalım demiş

Tanrı onlara sinirlenmiş, gökten üç elma atmış

Birini şeytan almış götürmüş, birini Enesay almış aparmış

Diğerini de ikiye bölmüş o cahil Havva

Yarısını Adem'e uzatmış




Cahille Sohbete Başladım

 Selamlar, hayli oldu. Yazının İlber Ortaylı'yla çok azıcık olan ilişkisinden bahsedip daha sonrasında içimi dökmek istiyorum biraz. Kim...