Neden sonra uyandım. Göz kapaklarımı aralamaya çalışırken sancılı sanrılarımdan arınarak; iki hüzme gördüm ışıktan yahut ruhtan ve apaçıktan. Dışımdan gelen ama dişime dokunmayan, aşıma katılan ama işime hiç uğramayan; aşina ve aşikâr, kah gülen, kah ağlayan, kah kahreden bu Zümrüdüanka ve de kara çıyan; neden sonra göründü bir anda hem de kırmızı bir fonda. Beklenen oldu! Bir şeytan doğdu. Beklenen oldu! Bir meleğe aşık oldu. Beklenen oldu, yapayalnız öldü. Şeytanlara olan aşkım ve içimdeki melek aşığım; ben bir şeytanım ve bir meleğe aşığım. Sonra dağlar oynadı yerinden ve say ki yerin dibine geçti, geçmeyesi sevdam. Ve say ki ben sana küskün, menekşeler üzgün, melekler kızgın. Karaköyden vapur kalkmaz, Sezen Aksu şarkı yapmaz bir hâlde, uzaklaştık işte öylece ve de öylesine bu elde. Ellerimin ellerini tutuşunu hayal bile edemezken ellerin elleri, neden sonra uyandım. Bir melek gibi. Bir melek ölürken. Öyle sessiz dururken. Veda etmeden. Bu vedadan sayılmazken. Öyle sessiz durulmazken. Sevmek için çok geçmiş, kaybetmek için erken.