16 Mart 2026 Pazartesi

Cahille Sohbete Başladım

 Selamlar, hayli oldu.

Yazının İlber Ortaylı'yla çok azıcık olan ilişkisinden bahsedip daha sonrasında içimi dökmek istiyorum biraz.

Kimin ne kadar umurunda olsa da İlber Hoca'yı çok sevmezdim. Yani sevdiğim halde sevmezdim, çünki mutlak bilgi aktarımında ne kadar iyi olsa da; belki de benim şahit olduğum yaşlarının vermiş olduğu ihtiyarlık sebebiyle birebir diyaloglarını hep eksik ve kaçamak bulurdum. Daha özetle; yazdığı kitap okunur ama verdiği röportaj dinlenmez diyebilirdim. 

Diyebilirdim, dedim, oldu, bitti, öldü.

Asıl mühim olan nokta bu.

Daha önceleri, yaşamlarına ilk elden şahit olmadığım sanatçıların bile ölümüne ziyadesiyle üzüntü duyardım. Hele ki hâlâ yaşar haldeyken ölümle alakalı bir iki kelam ettilerse... Bu çok, hakikaten çok acı bir şey.

Ne demek istiyorum, birkaç örnekle daha sabit olur diye düşünüyorum. 

Barış Manço'nun: "Barış bir gün toprak olur"

Yahut Cem Karaca'nın: "Henüz son kullanma tarihimiz dolmadı, ölüm bana gülerek gel"

 demesi gibi, halihazırda yaşarken ölüm hakkında konuşan adamların, hakikaten ölümlerine -gerçekten artık olmadıkları bir dünyaya- şahit olmak beni çok üzerdi her zaman. Bu, çoğunlukla sanatçılara özel olan durum-çünki büyük çoğunlukla sadece sanatçılar ölümlerinden sonra da okunacak-duyulacak eserler bırakır- bu sefer başka bir noktadan gösterdi kendini benim için. Dediğim gibi sağlığında çokça seviyor olmasam da İlber Hoca'yı, dönüp konuşmalarına baktığımda, ve sosyal medyanın yardımıyla ileriki yaşlarının çoğuna şahit olmuş olmam dolayısıyla; özlemle anıyorum. Öyle veya böyle muhakkak hayatımı çok etkilemiş ve gider ayak yıllardır aklıma gelmeyen bu bloga tekrar yazmamı sağlamış ve son kıyağını geçmiştir.

Yazının başlığına ve daha çok anlatmak istediğim konuya dönmeye çalışacak olursam, cahille sohbete başladım. Ta eskiden beridir kâle almayacak kadar aşağıladığım, konuşmaya bile tenezzül etmeyeceğimi savunduğum ne kadar insan varsa hepsiyle günlük hayatta görüşür ve anlaşır oldum. Artık o kadar da aptal ve cahil gelmiyorlar, hatta istisnasız her insan evladından bir şey öğrenebileceğime de büyük oranda ikna olmuş durumdayım. 

Bunun iki sebebi var. 

Birincisi hakikaten benim de büyük oranda aptallaşmış olmam ve bu yüzden onlarla günlük hayatta çok ortak noktada buluşabilmem. 

Diğer sebep ise bununla bağlantılı olacak şekilde; kayda değer hiçbir şey yapmadığım ve anlamsız hayatıma bir anlam katmak zorunda olduğum için kendime gündelik dertler yaratmam. Ve bu gündelik dertler için de mecburen avam halka başvurmam.

İşin kötüsü daha öncesinde mecburen başıma gelen bu cahil temaslarına, aynı o anda bir üçüncü gözden ya da ilahi bir tavırdan bakabiliyordum. Artık öyle olmuyor ve git gide bu çoğunluk orduya dahil oluyor ve içlerinde asimile oluyorum.

Kimseninin okumayacağını bilmenin rahatlığıyla bu kadar bencil konuşabiliyorum. Ve yine aynı rahatlıkla bir itirafta bulunmak istiyorum; zira konuşabileceğim hiçkimse yok.


Dipnot:

Uzunca yazdıktan sonra, 3. parti kişilere saygımdan, ve şahsi telif haklarından, ve terörle bağlantılı içerik olma şüphesinden dolayı, sildim anlatmak istediğim her şeyi.

Tadım da kaçtı, anlatma hevesim de. Ama sanki bu aralar daha çok buralarda olacağım gibi duruyor. Belki yine sadece muhatabın anlayacağı şekilde yazarım.

Her şeye rağmen, Sertab Erener'i çok seviyorum, hatta Şebnem Ferah'ı da. Teoman bile gözüme iyi gelir oldu, hatta Grup Yorum da. 

Tövbe yarabbi.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cahille Sohbete Başladım

 Selamlar, hayli oldu. Yazının İlber Ortaylı'yla çok azıcık olan ilişkisinden bahsedip daha sonrasında içimi dökmek istiyorum biraz. Kim...