20 Şubat 2022 Pazar

Geldi Geçti/Deldi Geçti

 Bir şeyler söylemek için oldukça geç, biliyorum. Saatten bahsetmiyorum. Sadece özlüyorum. Seni de değil yalnız. Her şeyi, her kes'i. Ve bu özlem önüme bakıp da daha sonra yine bu şekilde özleyeceğim günlerimi yaşamama engel oluyor. Zaman su gibi değil göz yaşı gibi akıyor. Ağlamak istediğinde, sanki pınarları kurumuşcasına ve tutmaya çalıştığında bambaşka bir an içinde bütün yangınlarını, bardaktan boşanırcasına. Geçsin dediğinde geçmiyor, hiç bitmesin dediğin an bitiyor. Zaman. Su gibi değil, göz yaşı gibi akıyor. Ne de çabuk geçti demiştim bir kaç haftayı kastederek yıllar önce birisine. Ömür geçiyor demişti. Bu ne ki? Ömür geçiyor ve ben an be an ölüme yaklaştıkça sadrıma vura vura haykırmam gerekecek, dönüp baktığımda hasretle değil vuslatla anmam gerekecek, bir Cem Karaca hitabıyla "Ömrüm" demem gerekecek zamanlarımı; yine özlem yüzünden yaşayamıyorum. Ömür geçiyor, ömrüm geçiyor. Hem, hem ben ne yapacağım ki? "İçimdeki çocuğu öldürdün" diyen ve hatta bunu söyleyeli yıllar olan bir adama hala o çocuğun hiç doğmadığını anlatamamışken bile, ben ne yapacağım ki? Ve biliyor musun? Henüz ağarmadı bile saçlarım. Şakaklarıma karlar yağmadı ve kırışmadı pejmürde yüzüm. Peki ruhum, ruhum neden böylesine yaşlı ha? Neden hiç doğrulmayacakmış gibi belim ve neden hala tutsağım, özgürlük yeminleri etmeme rağmen? Boğuluyorum. Hayır boğulmaktan korkmuyorum. İleride boğuluyor olduğum bu günlere de özlem duymaktan korkuyorum. Doğduğumdan bu yana boyum uzuyorsa; başım inadına gömülüyor daha derinlere. Nerede bu bataklığın sonu? Nefes alamadığımı dert ettiğim günlerime baktıkça nefes almanın ne olduğunu bile yavaşça unuttuğum bu günleri de özleyecek miyim yoksa? Zaman akıyor. Su gibi değil, göz yaşı gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cahille Sohbete Başladım

 Selamlar, hayli oldu. Yazının İlber Ortaylı'yla çok azıcık olan ilişkisinden bahsedip daha sonrasında içimi dökmek istiyorum biraz. Kim...