16 Aralık 2020 Çarşamba

Bambi

Çocukluğumdan kalma bir ses kaydım var. 3 yaşımdan. Babamın teyp koleksiyonu vardı. İlahiler, sohbetler vesaire. Bilen bilir o teyplerin sonu her zaman full dolu olmaz, 1-2 dakikalık boş  alan kalır. Babam da benim, ailenin seslerini kaydederdi o son bir iki dakikalık zamana. Aslında onlarca vardı böyle ama şu an nerdeler kimse bilmiyor. Bir gün babam amcamla birlikte eve geldi. Amcamın elinde bir cd. Bizim de yeni cd çalarımız olmuş henüz. Sana dedi hediye aldım, amcam. Bambi filmi. Ne kadar mutlu olduğumu hatırlıyorum.Çok sonra öğrendim ki aslında babam almış, ama amcam bana hediyesiz geldiği için o almış gibi yapmışlar. Uzun süre yeni film alınmadı başka. Zaten daha sonra da büyümüştüm pek önemsemedim alındıysa da. Ama Bambi, bende öyle bir yeri vardı ki. Yüzlerce defa izlemiştim belki ve hala daha bütün repliklerini ezbere bilirim. Neyse işte, o ses kayıtlarının birinde babam sesimi ‘’aldırıyor’’ ben de Bambi’den replikler söylüyorum, taklit ediyorum. Annemle dövüşüyorum şakadan, gülüyorum. Kayıt ara ara kesiliyor, farklı bir kayda geçiyor. Tamamını tüketmek istememiş olsa gerek babam bir anda. En son ise bir ezan kaydım var.Yaklaş diyor, babam iyice. Başla!

Babam: Hadi oğlum!

(Ben büyük ihtimalle önce sen başla diye elimle işaret ediyorum)

-Hadi oğlum sen.

(Kıkırdıyorum, derin derin nefes alıyorum)

-Heyecanlanma oğlum, heyecanlanma.

-Iıhh.

-Allahü ekber  allaahüekberr! (son ber kısmında ben de giriyorum cesaret alıp)

- Evet devam et , devam et.

-Allahüekber allahüekber.

-Bir daha.

-Allahüekber allahüekber.

-Devam et.

(10 saniye geçiyor)

-E, devam et.

-Eşhedü enlee(nefes) ileeheill(nefes)allahh.

-Ee, biraz daha iyi oku. Eşhedü enle ilehe illallah!

-Allahıım

-Hıh,de de.

-Eşhedü enl(nefes) eileehe(nefes)illalaah.

-Heyecanlanma oğlum! Bir daha.

-Eşhedüü(nefes)ennemuha(nefes)mmederrasülü(nefes)llaah.

-E, hem okur hem de nefes alırsın ya.

-Eşhedü enne muhammederrasülüllaah!

-Benim yaptığım gibi, nefes alcam.

-Devam et, devam.

-Hayyealessalah.

-Uzat uzat, ezan uzatılır.

-Ben orasını nerden bilem.

-Ama bilmiyorum dediğini de aldı bak.

(Aralarda onar saniye bekleyişler)

- Hadi oğlum, bak kaset bitiyor!

 

Sonra bir anda bitiyor kaset gerçekten. Sesler kesiliyor. Her şey bitti. Ama o söz kaldı hiç silinmeyecek şekilde kulaklarımda. ‘’Hadi oğlum, bak kaset bitiyor!’’. Bir boka yaramadığımı düşününce özellikle de şu günlerde, bunu damarlarıma kadar hissediyorum. Kaset bitiyor, hayat geçiyor. Hem de gözümün önünde eriyor. Ve ben sadece izliyorum. İzlemeyi bırakıp siktiredebilsem vallahi yapıcam. Ama umursuyorum ve elimden hiçbir şey gelmiyor. Kim ne yazmışsa benim için, ‘’kaderimde’’ ne varsa oynamaya hazırlanıyorum, istemeye istemeye.

 

Birkaç gündür kafam hiç olmadığı kadar dolu ve aynı anda boş da. O kadar kötü ki. Yemek yiyorum, bir anda kitleniyorum. Kaşık ağzımda kalakalıyorum. 15 dakika sonra anca kendime geliyorum. Ve sorun da şu ki o 15 dakika boyunca ne düşündüm, yani benim ne derdim var diye bakınca, hiçbir cevabı yok. Acıtan kısmı o. 15 dakika sadece bomboş duruyorum hiçbir şey düşünmeden, şalteri indirmişçesine. Belki de bir problemdir bu ve kesin çok havalı bir ismi vardır. Yani dertliyim. Ama o kadar çok şey var ki kafamda. Üzüldüğümde, moralim bozulduğunda hangisi buna sebep oldu bilmiyorum. Uğraşmayı bıraktım. Sadece acı çekiyorum.

 

 

 

 

 


12 Aralık 2020 Cumartesi

BoJack Horseman

 

Mahalle abisi gibi elinde tespih belinde emanet ‘’Selamun Aleyküm lan’’ diye giresim var içeri. Bu bir mecburiyet yazısı. Yani şu demek, eğer birkaç hafta daha yazı yazmazsam bir daha asla buraya uğramam. İçimden pek gelmiyor. Anlatmak istediğim tonlarca şey olmasına rağmen hiçbir şey de söyleyecek enerjim yok. Baştan uyarayım yani. Bu, boktan bir yazı olacak. Her neyse,önceden çok sevdiğim bir kız vardı. O tamamen bambaşka bir yazı, hatta yazılar konusu belki de. Çünkü ona olan aşkımı herhangi bir şekilde kelimelere dökebilir miyim dökersem de yeter mi bilmiyorum. Konumuz o değil. Kendisi insan oluş evrelerimin en önemli parçalarından biri. Zira belli bir dönem önceki kendimi insan olarak görmüyorum. Ve o halimdeki gibi olan hiçbir kimseyi hala insan olarak görmüyorum. Laf aramızda ‘’adam’’ etmişti beni. Henüz elimle bile yemek yemeyi beceremezken insan gibi, çatal bıçak kullanmayı falan öğretti bana. Çok iyi hatırlıyorum, tanışıklığımızın ilk evrelerinde onu dışarı davet etmek istiyorum. ‘’Çıkma’’ teklifi etmek istiyorum. Bu kalıbı gerçekten uzun yıllar ‘’dışarı çıkma’’ zannediyordum. Teklif edeceğim işte. Ama ne bir sosyal etkinlik bilirim ne de okul çağındaki çocuklar okul dışında nerede buluşur ondan haberdarım. Bir film çıktı o zaman. Ben o zamana kadar okul etkinliklerinde gitmişim sadece sinemaya o da 2 kez falan. O filmi herkes çok övüyordu ama benim sinemaya gidecek cesaretim yoktu. Ben avm de yürüyen merdiven görünce vay amına koyim teknolojiye bak diyordum o zaman. Neyse bir şekilde konuyu o filme getirdim, izledin mi falan gibisinden. İzlememiş ve gitmek çok istiyormuş. Bana filme beraber gidebileceğimize dair her türlü işareti verdi ve benden sormamı beklediği çok açıktı. Ama ben mal gibi soramadım. Şükür ki en son dayanamamış olacak beraber gitmek ister misin dedi. Gerçekten şu günlerde düşününce bana neden değer verdiğini dahi anlayamıyorum. Ben konuşmayı bile beceremezdim o ana dili gibi İngilizce konuşurken. Piyano çalar dans ederdi. Belki de piyanoya başlama sebebim budur, bilmiyorum. Sonuç olarak o medeniydi, ben ayıydım. İnsana evrilmemi sağlayan o değildi elbette kendimdim. Ama önemli noktalara parmağı değmiştir.

Hafta sonu buluştuk. Film bana sarılıp ağlaması için mükemmeldi. Ama o zamanlar duygu sahibi olan bendim ağlayıp ona sarılan kişi. Çok da gülmüştü. Neyse. Film çıkışı ansızın sebebi nerden çıktı bilmiyorum bir anda kaçmaya başladı benden. Dedim aha fark etti ayı olduğumu. Ama bana bakıp gülüyor beni çağırıyordu koşarken bir taraftan. Ücra bir mahalledeydik. Baktım ki evlerin ziline basıp kaçıyor. Eşşek kadar adamım o zaman ben yine çocuk değiliz. O kadar garipsemiştim ki o an. Çünkü o ana kadar neyden zevk alacağım her zaman başkaları tarafından çizilmişti. Hiç yanlış bir şey yapıp aynı zamanda da bundan zevk almamıştım. Kendimi eğlenceye bırakmam çok zordu. Ama en sonunda bıraktım dizginleri. O gün daha önemli bir sürü şey yaşanmıştı iyi kötü onunla birlikteyken. Ama günün sonunda tek bildiğim çok mutlu olduğum ve çok eğlendiğimdi.

Romantik komedi filmi gibi anlatmış olabilirim her şeyi. Ama gerçekten de öyleydi. Belki 6-7 saat birlikteydik ama bir kere bile saate bakmak aklımdan geçmemişti. Ondan sonra da zaten bu şekilde bir gün geçirdiğimi hatırlamam. Üzerinden belki 4-5 sene geçiyor şu olayın. Bir sonucu, ana fikri de yok. Neden anlattım onu da bilmiyorum. Böyle böyle wattpad yazarı gibi olacağım sonunda. Amacım aşk veya herhangi bir duyguyu anlatmak değil burada. Amacım hiçbir şey değil. Bilmiyorum.

Yavaş yavaş yazma moduna geçiyordum aslında ama fark ettim ki başlarsam yine 20 sayfa yazmadan bırakmayacağım. Bu da çok sıkıcı olacak, yarıda bırakırsam da çok saçma olacak. Şu an sadece saçmalıyorum. All and all guys kimseye aşık olmayın. Gerçekten iki dakika geçmişi, onu, hatırlamak bile şu an uykumu kaçırmaya yetti. Ben kahve yapıp Netflixten Bojack Horseman izleyip bu kapital düzene uymaya gidiyorum. Sakallarım beyazladı amına koyim şurda 1 yılda. Hadi eyvallah.

Cahille Sohbete Başladım

 Selamlar, hayli oldu. Yazının İlber Ortaylı'yla çok azıcık olan ilişkisinden bahsedip daha sonrasında içimi dökmek istiyorum biraz. Kim...