Tanrıtanımaz değilim. Eğer öyle düşünüyorsa, tanrı beni hiç tanımamış diyebilirim. Çünkü ya ben tanrının çocuğu değilim, ya da o evlatlarını ayıran çok kötü bir baba. Onu bulmaya o kadar gayret ettim ki. Günlerce dua ettim. Her dinde, her dilde. Destanlar yazdım uğruna, kurbanlar kestim. Bir merhaba bile demedi bana. Sonra şeytanın askeri olmaya karar verdim. Kötülük yaptım nedensizce. Yıllarca. Ama ondan da bir işaret alamadım yıllarca. Reddedemiyordum. Bu aşkın bir kaynağı, bu nefretin bir sorumlusu olmalıydı. Tanrıtanımaz değilim. Şimdilerde fark ediyorum ki tanrı benim. Beni ben yarattım. Şeytan da benim. Kötülüğü içime ben koydum.
Eski bir alışkanlık üzerine "durduk yere adamın amına koyan şiirler" e baktım ekşi sözlükte. 8. sayfada gözlerim o aşina sözlere takıldı:
"Sevgilim, yetimim benim. Nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata. Öldüğünden haberi yok fotoğraflarının."
İyi değilim ve gitgide kötüleşiyorum. Artık bunun edebiyatını yapmaktan bile nefret ediyorum. Ölmekten korkuyorum, korktukça ölüme yaklaşıyorum. Unutulmaktan daha çok korkuyorum. Unutulmamak için şaklabanlık yaptıkça daha çok gözden düşüyorum. Bilmiyorum. Yoruldum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder