2 Mayıs 2023 Salı

Melankoli Senfonisi I

 

Eğer kulaklığın veya rahat müzik dinleyebileceğin bir ortamın yoksa bu yazıyı okumanın bir manası yok. Git bir şunu dinle gel önce : https://www.youtube.com/watch?v=U5TqIdff_DQ

Taa ra raa ra raa ram. Ra ram ra am. Taa ra raa ra raa ram. Taa izzetini itibarını sikeyim böyle hayatın. Giriş şarkısını ecnebi ve yüksek modda seçtim çünki git gide daha derine gömüleceğiz bu yazıda. Merhaba. Gerçekten mükemmel geçen bir günün ardından şiddetle bir şey yazma heyecanı hissettim bir iki gün evvel. Kaç zamandır da gereksiz edebi yazılar hariç şöyle adam akıllı oturup konuşmamıştık. Kitap uzunluğunda bir yazı ile karşındayım. En azından öyle olmasını ümit ediyorum çünkü konuşacak çok şey var. Ve zannediyorum uzun bir süre için bundan böyle yazı falan da gelmeyecek buraya. Sezon finaline yakışır şekilde hayatımı anlatacağım. Ama öyle boş boş asker anısı muhabbeti yapmam biliyorsun. Şimdiye değin ‘’sonra’’ dediğim bütün konuları işliyorum bugün Melankoli Senfonisi adı altında. Efendim senfonimiz yazarken ekstra dahil edeceklerim hariç 5 ana bölümden oluşur. Hiçbir ana fikri yahut bilimsel geçerliliği yoktur. Hayatınıza hiçbir şey katmaz aksine kötü etkileyebilir belki. Senfoniyi seyretmeye şortla gelmek yasaktır. Çocuklarınızı ve bilimum ses çıkarabilecek tüm canlı varlıklarınızı lütfen evde bırakınız. Teşekkür ederiz.

 

SERİM

1. Bana bir masal anlat baba.

Ne muhteşem bir Yeni Türkü şarkısı öyle değil mi? Vay be.Yeni Türkü’yü diğer bütün sanatçıları olduğu gibi geç tanıdım. Yani tek işi köstekli saatine arada bir bakıp sallanan sandalyede gazete okumak olan yaşlı dayılar gibi fetva vermek istemem ama; eskiler bir başka be, he. Hepsini dinleme sadece hafıza tazelenmesi olarak o efsane flüt melodisini hatırlaman için bırakıyorum buraya : https://www.youtube.com/watch?v=SHrKl0HMeQ4 

Geçenlerde tüm efsane denilen şarkılarını toplayıp yeni sanatçılara ‘’hadi bir de siz söyleyin len’’ dercesine bir albüm yaptılar: Zamansız.



Bu albümden öğrendiğim çok çok önemli bir şarkı var. Çember. Şarkıyı bir yerlere kaydet daha sonra mutlaka dinlersin. Şimdilik şu röportajı izle: https://www.youtube.com/watch?v=u8i9Rn4FkW4


hehe hehehe

''Herkesin özel hayatında olduğu gibi bir Yeni Türkü şarkısı özel hayatımdaki bazı dönemlerin film müziği gibi kafamda çalar''. 

Şimdi bu cümle çok önemli buna geri döneceğiz ama Derya Köroğlu deyince Murathan Mungan ile olan aşklarını konuşmamak mümkün değil. Homofobik bir insan değilim aksine çok da desteklerim. Ancak bu aşkı bana ilk anlatan sığır arkadaşım her 5 saniyede bir anırarak güldüğü için ve o sıralar mağara adamlığı sürecim henüz bitmediği için bu aşk muhabbeti beni fazlasıyla üzer.



 Aynı şeyi Dumbledore'un gay olduğunu öğrendiğimde de yaşamıştım. Daha sonra bu aşkın hiç yaşanmadığını her şeyin efsane olduğunu öğrensem bile bu, bu şekilde bir leke olarak kaldı nedense. Böyle insanlardan nefret ediyorum. Hayatı zindan eden kişiler. Travma etkisi. Mustafa Ceceli'nin ''Eksik'' şarkısı çalıyordu yıllar önce bir kafetaryada. Neydi işte sözler. Omzumda başın eksik, yatağımda kokun. Tenimde tenin eksik vesaire vesaire şarkı böyle güzel güzel akarken, eksik, eksik, eksik, yan tarafımda oturan davar arkadaşım ''Götündeee delih eksih snııf snııf hihaaahğhaa'' diye bağırmıştı. Lanet olsun ona. Hoş, Mustafa Ceceli dinleyecek ne vaktim var ne kendime saygısızlığım ama insan üzülüyor işte. Neyse baştaki cümleye geri dönelim. Cümle kelime kelime analiz edilmeli bence çünkü doğaçlama bir cümle bu. Doğaçlama olduğunu konuşma biçiminden ve aradaki tutukluktan anlamak mümkün ve bu onu daha da güzel kılıyor. Beni çok üzdü bu söz ilk duyduğumda çünkü benim yakın zamana kadar hayatıma dokunan bir şarkı olmadı. Hiç mübalağasız, müzik dinlemeye tam olarak 6 yıl önce başladım. İlk dinlediğim şarkıdan, ilk röportajını izlediğim sanatçıya kadar her şeyi biliyorum. Bu normalde mümkün değildir, çünkü ''ilk dinlediğin şarkı ne?'' sorusu gayet saçma bir sorudur. Ben bilebiliyorum çünkü bizim evde müzik katiyyen yasaktı, diğer birçok şey gibi. Bir gün Hüseyin geldi yurda. 7. sınıftaydım. O o zaman liseydi ve bir kız arkadaşı onun tabletine bir şarkı yüklemiş. Tablet de devletin dağıttığı tablet, facebooka bile girmiyordu ama biz genç hackerlar halletmiştik tabii. Getirdi ve seninle bunu dinleyeceğiz dedi. Ahan da şarkı budur:   https://www.youtube.com/watch?v=DA9WhYgzxVM

Dinlediğim an. Yılan sokmuş gibi. Hatta dur. Yüzümde 14 yaşındaki ergen kızın ilk alkol aldığındaki gerizekalı mutluluk. Ama yasak bu. Ama çok güzel. Ne yapacağımızı bilemedik. Ben gittim abdest alıp namaz kıldım 2 rekat. Hüseyin de ben daha fazla vicdan azabı çekeyim diye bir video bulmuş onu izletti bana. Allah aşkına şu videonun şu saniyesinden 1 dakika kadar izle : https://youtu.be/OUdRxv5D-co?t=126

Gülmekten ağlayacağım cidden. ''vay yu lisınink, musik haraaam''.

 


Altıma sıçmıştım o bunu izlettiğinde korkudan. Allahım ben napıcam allam ben napıcam deyu sabaha kadar ibadet ettim. Ama aklımda tek bir şey vardı gizliden gizliye. Müzik çok güzel bir şey. Yani hani birine cidden bir şey hissettiğinde böyle bir için titrer korkarsın ya. Yasak olan bir şeyi yaparken engel olamadığın o gülümseme ve müthiş haz. Ademin elmayı yemesi. Müzikle resmen tanışma anımdır. Daha öncesinde müzikten tam anlamıyla uzak değildik. Türk Sanat Musikisinin bir alt dalı olduğunu çok sonradan öğrendiğim Tasavvuf Müziği ve onun birazcık daha moderni olan ezgiler. Ezgi şudur. Bildiğimiz şarkı. Ama şarkıyı yapan müslümanlığı ile bilindiği için ve şarkıyı yaparken ya muhammed ben burda aşk şarap falan dedim ama hep senin için valla diye dua ettiği için biz müslümanlar bu ezgileri dinleyebiliyorduk. Tarkan şarkısındaki kanun ud cehennemlikken bu ezgilerdeki elektro gitarlar bile müslümandır bizim için. Babamın çok ciddi bir kaset koleksiyonu vardı. Daha yeni öğreniyorum ki babam büyük bir müzik hayranıymış. Bu konu çok derin bir konu. Buraya başka bahiste yine döneceğim. Bu koleksiyondan ben de fazlasıyla yararlandım içimdeki müzik ateşini söndürmek için. Şu an bile yıllar sonra kafamda 500-600 şarkılık bir repertuvar çıkarırım oradan hala. Bu kasetlerde bir de benim seslerim var o zamana dair. Ezan mevzusunu bahsetmiştim zaten daha önce. ''Hadi oğlum bak kaset bitiyor''. Babam beni çok severdi. Ben de bunu bal gibi bilirdim. Yani benim gözümde o; dünyanın en güçlü, dünyanın en zengin, dünyanın en büyük adamıydı. Bitmeden bir şiir molası vereceğiz bu bahis. Ama dur şimdi dikkatin dağılmasın toparlıyorum. O zamanlar bana birileri bir şeyler öğretirdi ve ben her çocuk gibi bunların hepsine inanırdım. Sorgulama ve şüphe duygusunun başı öyle küçük yaşta ezilmişti ki bir kez olsun acaba bu inandığım şeyler yanlış mı diye düşünmedim tüm zekama rağmen. Çünkü ben onlara inandığım için, ben şarkı dinlemediğim için, ben iyi bir müslüman olduğum için babam beni seviyordu. Huzur dediğimiz kavram gerçekten o zaman vardı. İnsanın, kimle tanışırsa tanışsın, ne kadar asi olursa olsun, yaptığı şeyleri ailesinin takdir etmesine ihtiyacı var. O kadar büyük bir kavram ki aile. Bu konuda nankör olmayacağım çocukluğum bu anlamda harika geçti. Ama sadece çocukların ihtiyacı yok anneye, babaya. Sadece çocukların ihtiyacı yok ağladığı zaman koynuna yatacak birisine. Sadece çocukların ihtiyacı yok sevgiye. Özellikle yalanla bu kadar haşır neşir olmuş olan benim, birisinin beni sevdiğine, birisinin beni bırakmayacağına inanmam çok zor. Ben de böyle bir şeyi kimseye vaat etmem, edemem. Bundan sonra ne ailemden ne bir başkasından zaten sevgi beklentim olamaz ama ileride bir gün bir gece yarısı uyuyamaz ve babamı aramak istersem diye korkudan tir tir titriyorum. Duygu fazlalığı her zaman zarar ama geç olmadan sevdiklerine sarılmanda fayda var. Ben babama uzun yıllar önce son kere sarıldım. Ama keşke son olduğunu bilseydim. Şu an sarılmak istemiyorum. Geçti çünkü o dümen. İnsanların gerçekten ölmesi gerekmiyor gördüğünüzde ondan korkmanız için. Şu an hiçbir şey hissetmiyorum, daha sonra da etmeyeceğim. Ama keşke son olduğunu bilseydim babam bana en son sarıldığında, en son elimi tuttuğunda, en son masal anlattığında.

Söz verdiğim şiir, mutlaka dinle: https://www.youtube.com/watch?v=DZ26d8P3Sf4



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cahille Sohbete Başladım

 Selamlar, hayli oldu. Yazının İlber Ortaylı'yla çok azıcık olan ilişkisinden bahsedip daha sonrasında içimi dökmek istiyorum biraz. Kim...