Hiçbir şey hiçbir zaman olmamışken
Tahayyüllerin ötesinde, zaman hâlâ sonsuzken
Tanrı'nın babası o gün en güzel kıyafetlerini giymiş,
Saçlarını taramış çiçeğini göğsüne asmıştı.
Kendisini bekleyen, güzel kokular sürünmüş o kadını,
Önce hafifçe süzdü uzaktan.
Mekanın olmadığı bu yoklukta ''uzak'' hakikaten uzak olmalıydı.
Bu, hatırladığım kadarıyla ilk ''çirkin'' ve ''güzel''in buluşmasıydı.
Bu randevudan kısa bir zaman sonra -ki zamanın olmadığı bu sonsuzlukta ''kısa'' hakikaten kısa olmalıydı- bir ikiz doğurdu Anne Tanrı.
Henüz anne karnında kardeşini dövmeye başlayan ilk bebeğe baba, ''Tanrım'' dedi gururla.
Babasının şüphesiz bütün çirkinliğini alan diğer kardeşin ise ''Şeytan'' olmaktan başka şansı kalmamıştı.
Bu yüzden yıllar geçse bile kimse, Tanrı'nın içindeki çirkinliği, Şeytan'ın en diplerindeki güzelliği fark edemedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder