+Ben tanrıya inanıyorum sanırım ya.
-Bilmiyordum senin eşcinsel olduğunu.
Tanrı bizim üzerimizde mülkiyet hakkına sahiptir. Daha İslami bir deyişle "Mülk Allah'ındır". Burada kastedilen mülk, günümüz Türkçesinden çok uzak bir biçimde, "Allah yarattığı her şeye sahiptir ve bunların tamamına Allah'ın mülkü denir" demektir. Biraz yabani konuşacağım ama, kendini bir kimsenin emlakı olarak kabul etme özelliği önce ehil hayvanlara, sonra kadınlara, daha sonra da kendini zaman zaman biraz bile olsa kadın gibi hisseden kişilere özgüdür. Er-dişi, herkesin bu hissi içinde barındırdığına inanırım. Sadece kişiden kişiye bunun oranı; ırs, cinsiyet, ve hayatın kendine gösterdiği zorluk ve kolaylıklar ve hatta haz ve acılar doğrultusunda değişir.
Objektif bir ahlaktan söz etmek çok mümkün olmasa da, evrimsel ahlakta gelinen noktada; erkek=koruyan(hak sahibi), kadın=korunan(hakkın kendisi), olduğu görülüyor. Bu malını koruyan erkek, yeri gelip de korunmaya muhtaç olduğu zamanda(yani bir başkasının malı durumuna düştüğü anda) kadınsılaşır ve artık kendinden daha güçlü ve daha "alpha" bir erkeğin -sadece o anlık bile olsa- boyunduruğuna girer. O bahsi geçen "alpha" erkek de bir gün başka bir lider kurdun yardımına muhtaç kalabilir. Bu şekilde devam eden hiyerarşi sonunda tanrıya varır ve tanrı son sözü söyler: Sen benim malımsın.
Bu yüzden gerçekten içinde ibnelik kırıntısı bulunmadan bir ömür geçirmek için ya sadece bir şekilde kendi ekip biçip yiyen dışarıyı tanımayan bir münzevi olmak; ya da Hallac gibi " Enel Hak" diyip tanrıcılık oynamak icap eder. Ki zannediyorum ikisi de birbirinin aynıdır.
Hiçbir amaca hitap etmeyen bu yazının ana fikri, herkes öyle veya böyle bir şekilde ibnedir. Adamın asabını bozmayın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder