9 Nisan 2022 Cumartesi

İnleyen Nağmeler

Bir Türk Musikisi edası var bu sabah, üzerimde. Aklımda birkaç kelime. Istanbul, nihavend ve Münir Nurettin Selçuk. Ve "Katibim" şarkısı. Ve "Istanbul'da Bir Kış Sabahı". Ve "Hep Kahır". Buruk da olsa bu kadar karmaşık duygulara sahip olmak benim de çocukça hakkım işte. Sebebini biliyorum bu mutluluğun. Bir telefon. Istanbul'dan, kaldırımlardan, Kadıköy'den, Üsküdar'dan ve hatta Esenler'den haber getiren. Bir ses. Martıların sesi, vapurun düdüğünün, caddelerdeki rüzgarın sesi. Bir kız. Elif'im, nazım, niyazım. İrem'im, beyazım. Düşlerimin prensesi, hayal çocuklarımın annesi. "Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı". Hırsızlığa da değen ve hem de hırsızlık eden o sesin sahibi. Hayalimdeki efsunlu sesi bir hoş, kendi bir hoş. Bir şeyler eksik, bir şeyler çok fazla. Hatta bir şeyler ne eksik ne de fazla. Tam hatırladığım gibi her şey ve tam da hatırlayamadığım gibi hiçbir şey. Istanbul sakini, kar güzeli. Unuttuğum onlarca duygu seli. Ve ezbere bildiğim onlarca şarkı gibi. Biraz pembe yalanlı, biraz hüzün kovanlı. Geçirdiğim yılların bütün özlemi, bütün iç çekişi. Bütün kadınlar, bütün sevdalı yollar, bütün ütopyalar. Menekşeler, hatmiler, mahalle duvarına çiziktirdiğim harfler, inleyen nağmeler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Cahille Sohbete Başladım

 Selamlar, hayli oldu. Yazının İlber Ortaylı'yla çok azıcık olan ilişkisinden bahsedip daha sonrasında içimi dökmek istiyorum biraz. Kim...